Mustafa EVERDİ
Kelime anlamı; “tutarlı olma durumu, insicamlılık”tır. İnsicam; “şeylerin, düşüncelerin ortak bir ilkeyle, bağıntı, düzen, kavram ya da fikirle birbirine bağlanmış olması durumu, mantıklı bir bütünün parçaları, ögeleri arasında bağlantı ve uyum bulunması hali” olarak tanımlanmış.
Tutarlılık, insanın düşündüklerinin, söylediklerinin ve davranışlarının tam ahenk içinde olmalarıdır... Örneğin, içinden gelerek “iyiyim” demek, üzgünse üzgünlüğünü mimiklerine, söylemlerine de yansıtması ve kalbinin gerçekten bu üzgün olmayı yaşamasıdır.
Rol yapmadan dürüstçe kimseden çekinmeden davranabilmesi... Tutarlı insan, bu üzülür diye davranışlarından, fikirlerinden ödün vermez... Velev ki nezaket icabı olsun. Psikiyatrlara sorarsan aslında tüm psikolojik rahatsızlıkların temelinde tutarsızlık yattığını söylerler.. Onun için insanoğlu kendi saygınlığını, sağlığını düşünerek tutarlı davranmalıdır.
Tutarlılığı değişik bağlamlarda ele alabiliriz.
Dil Bağlamında tutarlılık;
Bir insanın konuşması, düşünceleri ve yazısında dil bakımından bir tutarlılık olmalıdır. Bu tutarlılık ortaya çıkan metnin içinde ele alınmıştır. Bir metnin tutarlılık özelliklerini gösterebilmesi için dört kurala uyulması gerektiğinden söz edilir.
Bunlar, yineleme, ilerleme, çelişkin olmama ve bağıntılılıktır
Bir konuşmada veya yazıda konuyu anlatan cümleler birbirini takip eden aynı konudan söz eden bir ilerleme içinde olmalıdır. Başladığı yerden meramını ifade eden bir ilerleme olmalı ve cümleler çelişkili olmamalı ve birbiriyle bağıntılı olmalıdır. Anlamsız tekrarlar bile tutarlılığı zedeler. Bu kurallar dilsel ögeler arasında değildir. Ancak metnin derin yapısında oluşan anlamlar arasındaki mantıksal bağlantı bulunması gerekir ve bu tutarlılıkla sağlanır.
“İlk önce iki bardak unu bir kaba dökeceksin. Sonra televizyonu kapatacaksın, başka bir deyişle, perdeleri açacaksın. Ekrandan uzaklaşacaksın, daha sonra, kaba iki yumurta kıracaksın (...)” Bu sözcük dizisinin artgönderimler (televizyon-ekran, kap) ve bağlantı öğeleri (ilk önce, sonra, başka bir deyişle, daha sonra) içermesine karşın, herhangi bir özel bağlam içinde bulunmadığı sürece, mantıksal ve anlamsal açıdan bir bütün oluşturmadığı ve tutarlı olmadığı görülmektedir.
“Tutarlılık anlam parçalarının metne konu olan izleğin etrafında bütünlük ve süreklilik oluşturacak biçimde gelişerek birbirlerine eklenmesini sağlar; bu da, metin evreninin biçimini belirleyen ve ussal bir yapı olarak tasarlanan kavramların kabul edilebilirliğini önvarsayar.” Görüldüğü gibi, tutarlılık söz konusu olduğunda, metinde sözü edilen izleğin dil dışı dünya gerçeklikleriyle kurduğu ilişkilerin incelenmesi gerekmektedir.
Tutarlılık ilk bakışta metnin yüzeyinden algılanamaz, belli bir yorum süreci gerektirir. Bu yorumu
yapacak kişinin “karmaşık bir belirtiler ağına dayanarak, sahip olduğu dilsel, söylemsel ve ansiklopedik bilgiler bütünlüğünü harekete geçirmesi” gerekmektedir.
Tutarlılık aynı zamanda, tümcelerin birbirlerine göre yorumlanabilmesiyle de oluşur. Metnin hem kendisini üreten özne, hem de alıcısı tarafından aynı ölçüde tutarlı olması için, dış dünya bilgilerinin her ikisi tarafından da paylaşılması gerekmektedir. Yoksa “sağırlar diyalogu” dediğimiz bir düzlem oluşur. Mevlana'da geçen körlerin fil tarifi bile kendi içinde tutarlı kalır.
Anlam Bakımından Tutarlılık;
Aynı dil mensupları arasında iletişim tutarlılık sayesinde karşı tarafa ulaşır. Farklı cinsler, coğrafyalar veya inanış ve ideolojilere mensup kişiler arasındaki sağlıklı iletişim böyle mümkün olur. Bu sadece aynı dil mensupları arasındakileri ilgilendirmez. Farklı milletlere ve dillere mensup insanlarla konuşurken de hem metin hem anlam tutarlı olduğu sürece insanlık birbirini anlayabilir.
“Ve Rab Allah, adamın üzerine derin bir uyku getirdi ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı ve yerini etle kapadı; Ve Rab Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı ve onu adama getirdi. (Eski Ahit Bab 2/22-23)
“Hayır aslında onlar ahiretten korkmuyorlar. Asla! Bilsinler ki bu, gerçekten ikazdır! Dileyen ondan öğüt alır. Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar, sakınılmaya layık olan o'dur, mağfiret sahibi de odur. (Kuranı Kerim Müddessir Suresi 54-56. Ayet)
“Düşmanlarından bazıları, onun etkili büyüleri yüzünden hasta düşüp ufalmışlar, bazıları da hem yaşamları hem de vücutlarıyla birlikte gizlice ortadan kaybolmuşlardı; öyle ki, insanlar onlara ait tek bir kemik bile bulamadan, boşu boşuna arandılar. Söylentilere göre, eski kahramanların sanatına ya da tanrı vergisi hünerine sahipti; onu geceleri dağlarda, bir uçurumdan diğerine atlaya atlaya gezerken görenler olmuştu.(Sesler Adacağı, Stevenson, Babil kitaplığı Dost Kitabevi Y. s.16”)
“Mr. Kernan kasılarak dedi ki;
-Ben yeniden dirilmeyim, yaşamım ben. Ta kalbine işliyor bu söz insanın.
-Öyle, dedi Mr. Blodm
Senin kalbine belki ama ya imam kayığında eşşek cennetini boylayan o garibanın ödediği bedel? Orası karıştırılmayacak. Sevgilerin mahreci. Yaralı kalp. Salt tulumba bir, her gün binlerce galon kan pompalayan. Bir gün gelip tıkanıveriyor; buyurun cenaze namazına. Çoğu burda yatıp dururlar:Akciğerler, yürekler, karaciğerler. Köhnemiş paslı tulumbalar: Ötesini boş ver. Yeniden dirilme ve yaşam. Bir kez öldün mü ölüsün artık. O mahşer günü dedikleri. Herkes apar topar fırlayacak mezarlarından. Gel bakalım, Lazarus.”ULysses, James Joyce, s.139
Buna karşılık aşağıdaki yazılarda bir tutarsızlık görmüyor musunuz?
“Annesinden doğduğunda kimse solcu olmaz. İçinde bir dengesizlik olacaktır. Bu ya bir seks sorunudur, ya bir yaşam sorunudur, ya anne-baba sorunudur.
Hiçbir sorunu olmayan insan solcu olmaz. Ama solculuk öyle bir meslektir ki, bunları alır düzen sorununa bağlar.”(Yalçın Küçük, Aforizmalar, s.245 Arkadaş Y)
“Laiklik ilkesinin kabulü ile dogmatik değerlerin yerine akla ve bilime dayanan değerler geçmiş, dinsel duygular sahibinin vicdanında dokunulmaz yerini almıştır. Değişik inançlara sahip olanlar, birlikte yaşama gereğini benimseyerek devletin kendilerine karşı eşit yaklaşımından güven duymuşlardır. Böylece, iç barışı sağlanarak vatandaşlar, ulus bilinciyle, Türkiye Cumhuriyetini kuran Türk Ulusu'nun bireyleri olmuşlardır. hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesi, gücünü laiklikten almış, milliyetçilik laiklik ilkesiyle tamamlanmış, Türk Devrimi laiklikle anlam kazanmıştır.” (Anayasa Mahkemesi; 22.06.2001 gün ve E:1999/2 K: 2001/2 sayılı kararı)
“Hem gayet katî bir surette hissettim ve o şuur-u imanı ile hakkalyakîn bildim ki, fıtratımda çok şiddetli olan aşk-ı beka, Bâki-i Zülkemâlin bekasına, varlığına iki cihetle bakarken, enâniyetin perde çekmesiyle mahbubunu kaçırmış, aynasına perestiş etmiş bir serseme dönmüş gördüm. Ve o çok derin ve kuvvetli aşk-ı beka, bizzat ve sebepsiz, fıtraten sevilen ve perestiş edilen kemâl-i mutlak bir isminin gölgesi vasıtasıyla mahiyetimde hükmedip o aşk-ı bekayı vermiş. Ve muhabbet için hiçbir illet ve hiçbir garazı ve zâtından başka hiçbir sebep iktiza etmeyen kemâl-i Zâtı perestişe kâfi ve vâfi iken, sâbıkan beyan ettiğimiz ve her birisine bir hayat ve bir beka değil, belki elden gelse binler hayat-ı dünyevîye ve beka feda edilmeye lâyık olan mezkûr bâki meyveleri dahi ihsan etmekle, o fıtrî aşkı şiddetlendirmiş hissettim. “ Saidi Nursi Şualar s. 61
“Kadim dünyada "logos", mümkün olduğu kadar bir "iç logos", yani "tefekkür" olarak değerlenir. "Dış logos", yani "konuşma", "iç logos"un hakimiyeti altındadır ve ona uygun olmak durumundadır. Kısacası konuşmak, bağımsız bir eylem değildir. Antik dünyada Grekler en fazla konuşan topluluktu. belki de. Bu, biraz da agora kültürünün tabiatından geliyor. Agoralar her zaman söz'ün zıvanadan çıktığı, taşkın ve mutantan yerler olagelmiştir. Oralarda her çeşit inanışın insanı cirit atar. Grekler de ticareti iyi bilirlerdi. Agoradaki çeşitlilik ve farklı hakikatlerin varlığı onlarda görecelilik fikrinin büyüsünü doğurmuş olsa gerekir. Sofistler, bu işi en ileri götüren düşünce çevresini ifade eder. Protogoras'ın hakikati kişiselleştiren yaklaşımı, bir bakıma "dış logos"a, "iç logos" karşısında bir serbestlik kazandırıyor, kişisellik dışı hakikatten kopan söz, doğan açığı belagatle,hitabetle dolduruyordu. Bununla da bitmiyor. Atina'da agoranın tabiatı sofistlerle birlikte,politikanın pazarlanması anlamında Pynx'e taşınıyordu. Ama bu dolgunun zayıf bir malzeme olduğunu Sokrates ortaya çıkardı. Onun diyalektik akıl yürütmelerinin ürünü olan sorgulamaları, sofistlerin kumdan kalelerini yerle bir etti. Sokrates, sofistlerin kişiselleştirerek tahrip ettiği "dış logos"u, matematiksel hakikatle özdeş gördüğü "iç logos"la yeniden ilişkilendiriyordu”(Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün Zaman 12.10.2008 Pazar Salih Akdemir, bu tercümenin semantik bir değişmeyi atladığını, Kur'an'ın nazil olduğu dönemin Arapçasında "İkra'nın "(Onlara hakikati) anlat" anlamına geldiğini ifade ediyor. Bu durumda hakikat boş sözle, içeriksiz hitabetle, ortaya konamaz. Kendi içinde tutarlılığı anlam bütünlüğü olması gerekir.
O nedenle “tutarlılık bilmekten daha önemlidir insan için” diyorlar.
Ahlakî Tutarlılık İnsanın inandığı gibi yaşaması, yaşadığı gibi inanması, sözü ile özünün bir olması, göründüğü gibi olması ve olduğu gibi görünmesidir.
Evrensel Ahlaki Tutarlılık; hangi milletten olursan, hangi dine inanırsan, zamanın hangi döneminde yaşarsan yaşa her yerde ve zamanda geçerli değerlere bağlı olduğunu gösteren bir davranış biçimidir. İyi insan olmak, Türkiye'de veya Peru'da hemen hemen aynı ilkelerle mümkündür. İnsan öldürme, hırsızlık yapma, eziyet işkence uygulama gibi. Türkiye'de iyi insan olan biri Peru'da da iyi insan sayılabiliyorsa bu evrensel ahlaki tutarlılıktır.
Siyasi Tutarlılık için söylenecek temel kurallar ise;
1.Söylem ve eylemler arasında uyum olması Siyasetçinin düşünce yapısı, siyaset felsefesi, politik argümanları ve politik pratikleri arasında uyum olması, inandırıcılık açısından bir zorunluluktur. “Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz` sözü, uygulamaların ideolojik söylemlerden daha baskın bir tanımlayıcı olduğunu gösterir.
2. Farklı zaman ve mekanlardaki söylemlerin birbirine uygun olması. Siyasetçinin bir yerde konuştuğuyla başka yerde konuştuğu, bir zaman yaptığı ile başka zaman yaptıkları arasında tenakuz olması, tutarlılığı ortadan kaldırır.
28 Ocak 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder