Biri diğer birin yanına ulaşamayınca adına yalnızlık dediği bir odaya giriverirmiş. Artık bu oda onu ve ruh halini tanımlayan bir kavram olmuştur.
Yalnızlık sadece odaya girmekle olmuyor tabii ki. Orada yaşamayı, kendine yetmeyi, kendinle konuşmayı ve mümkünse çoğaltmayı gerektiriyor. Bu nedenle yalnızlar rıhtımı bile yapılmış. Arada bir karşılaşmak veya aynaya bakmak için. Herkesin yalnızlığı yine kendincedir. Ama ortak yönleri de var ki arada karşılaştırma, sağlama yapmak gerekir.
İnsanın en belirgin özelliği konuşmaktır. Konuşma anında içinden geçen fikirler konuşmaya ve konusuna odaklanır. Rahatlatıcı bir yanı vardır. Oysa yalnızlık konuşma için başka bir dil icat etmeyi gerektiriyor. Zaten bir günde insan beyninde 90000 fikir belirir ve kaybolur. Bazen birinde yoğunlaşırsın yoksa daldan dala atlar durur. Bir fikir etrafında yoğunlaşmak ancak bir temrin, ekole bağlılık ve alışkanlıkla mümkün hale gelir. Yoğunlaştığın senin istediğin alanda düşünme eylemini sürdürdüğün anlamına gelir. Yoksa değişik düşünceler gelip gelip seni bulduğunda iç dünyanda istikrar kaybolmuş demektir. Bu zamanlarda iç sesin insan beynine yüklenip baskı yaptığı zamanlardır. Artık insan kendisini yetersiz görmeye başlar.
Yalnızlık iyi hastır ama insan sonunda kendisine acır bir halde bulabilir. Çünkü yalnızlığını çoğu zaman ceza olarak görür. Bu cezanın tanıdıkları dostları yakınları tarafından verildiği düşüncesi zihnine baskı yaparsa suçu dışarıda birilerine atar. Rahatlatıcı bir yanı vardır ama gerçeklerden kaçma ihtimali her zaman söz konusudur. İhanete uğramış duygusu yaşatır, alınganlık çoğalır ve aniden ağlama isteği gelir bulur insanı.
Yalnız kalma suçunu kendisinde bulursa çevresine kimseyi yaklaştırmadığı., barındırmadığı, sonunda tek başına kalmaya müstahak olduğu fikri beynini oymaya başlar. Artık yalnız kendisini cezalandırma sürecine girmiştir. Yakında bu işkenceye dönecektir. Yalnız kalmaya mahkum olmasında kendini suçlamaya başlayınca bütün hayatını gözden geçirmeye, murakabeye ve muhasebeye dalar. Ancak kendisine acımasızdır, keşkeleri çoğaltır, içten kendisini yontarak yeni bir kişilik çıkarmaya çalışmadığı için yeni suçlar ekler iddianamesine.
Yalnızlık bilinçli bir tercihse o zaman üretici olmaya başlar insan. Sanat ve edebiyat eserleri böyle ortaya çıkar. El sanatları, hobiler uygulama alanı bulur. Çağımızın bilgisayar ve internet bağımlılığı yalnızlığı cam fanusun içinde dondurmaktır. Hiçbir fikir çilesine imkan vermez. Kendine kalmaz insan. Bir kaçış içindedir. Aldanma ve aldatma en temel ruh halidir. Zaman kayıp gitmektedir; ne bir düşünce kırıntısı ne yalnız olduğunun farkına varabilmek imkanı yoktur artık. Işıkların siyah noktaların ve aldatıcı görümlerin arasında beyin görüntülerin geçiş hızına ayak uyduramaz ve işlevini iptal etmiştir. Kapatmıştır daha doğrusu. Mekanik hareketler içindedir ama beyne fazla iş düşmez. Sanal bir âlemin içinde sürekli kayıp gitmektedir.
Oysa bilinçli bir yalnızlık bütün bu aldanmalardan ve oyalanmalardan uzak durmaktır. Kendisini tek başına kendine yetmeye çalışan bir büyüme ve çoğalma uğraşı ortasında bulur. Muhasebesi kazançtır, Yeni durum alışlar ve davranışlar geçmişin hatalarından arındırılmaya söz verilmiştir. Oturup tuşlara basarak yazı yazma, resim yapma ve hobilerini uygulamaya geçme fırsatı bulmuştur. Kimseye hesap vermeden açıklama yapmadan, anlatmak zorunda kalmadan kendisine neredeyse sonsuz bir hürriyet alanı açmıştır. Oda küçük olabilir ama zihinsel dünyası birden genişlemiştir.
O zaman günlük hayatımızda 90000 fikirden 89000’i başkalarına kendimizi anlatmak uğraşı ve sosyalleşmenin bedeli olduğunu idrak eder birden. Toplumsal olanın ne kadar çok sınırlayıcı olduğunun farkına varır. İnsanı belirleyen çevreymiş meğer. Kendimize ayırdığımız zaman ve gösterdiğimiz ihtimam ne kadar azmış. Adeta kendimizden kaçarak başka insanlara,. Onların algısına sığınmışız. Daha doğrusu ana kucağından hiç ayrılmamışız.
İnsanın yetkinleşmesi kendisiyle yalnız kalabildiği süreyle ilgilidir. Sık sık dışarı çıkmak başkaları ile konuşmak, paylaşmak ihtiyacı içindeysen sosyalleşmeyi hayatın biricik gerçekleşme yolu sanıyorsundur. Yalnız kal bakalım; kendine bir bak. Neler yapmış, neyi hak etmiş ve ne kadar yetkinleşmiş. İş orada aynaya kendimize bakarken ortaya çıkar. Rol yapmamız gerekmez. Kendimizi güçlü göstermemiz de. İnsan en çok kendisine yalan söylermiş gerçi. Eğer yalnızken de kendini kandırıyor ve olduğundan daha büyük görünmeye çalışıyorsan ortada patalojik bir durum vardır.
Yalnızlığı sığındığın bir vaha gibi görüyorsan artık yetkin insan olmaya başlıyorsundur. Kamil insan olmak için önünde kendinden başka bir engel kalmamıştır.
0 yorum:
Yorum Gönder